Camdan Şamdan Enstalasyonu | LAV İlham

CAMDAN ŞAMDAN ENSTALASYONU

KALIPLARA SIĞMAYAN İKİ CAM SANATÇISI YASEMİN SAYINSOY VE GAMZE ARAZ ESKİNAZİ İLE ORTAĞI OLDUKLARI CAMEKAN GLASSWORKS’TE BULUŞTUK. LAV İÇİN ORTAYA         ÇIKARDIKLARI GALATA TOWER İSİMLİ ŞAMDAN ENSTALASYONU VE SANAT YOLCULUKLARINI KONUŞTUK.                

Onlar, Camekan Glassworks’ün başarılı ve üretken iki sanatçısı. Yolları, 2003 Kasım’ında Cam Ocağı’nda kesişen Gamze Araz Eskinazi ve Yasemin Sayınsoy, annelik tecrübesiyle perçinledikleri ortaklıklarının 10. yılında, camı sanatla yoğurmaya devam ediyorlar. Her iki sanatçıyla da LAV’aözel kurguladıkları çalışma için bir araya geldik.      

Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz?

Yasemin Sayınsoy: Şu ankinden tamamen farklı yaşıyor ve özel sektörde çalışıyordum. Seramik arkasından da cama bulaştım. Önce soğuk cam sonrasında da tesadüf eseri, Cam Ocağı Vakfı’nı keşfettim. İlk derste de Gamze ile tanıştık. Gamze Araz Eskinazi: İç mimarım ve öncesinde Ankara’dayaşıyordum.  İç mimarlığı birfiil yapıyordum ancak bir gün sahip olduklarımı geride bırakıp İstanbul’a göçtüm. İç mimarken cama merakım vardı. Ufak da olsa araştırıyordum. İstanbul’a gelince  Cam Ocağı Vakfı hayatıma girdi. Yasemin ile birlikte ders alıyorduk. O ilk dönem sınıfta zaten 6 kişiydik ve mevcudun iki kadını da bizdik.

 Cam Ocağı Vakfı’ndaki eğitiminizden kısaca bahsedebilir misiniz?

 Y.S.: İlk hocamız Petr Novotny, Çek asıllı dünyaca ünlü bir tasarımcı ve cam sanatçısıydı. Kursun sonunda çıkan işlerimizin nitelik ve niceliği bizi ikinci kursu almaya teşvik etti. İkinci kursta ise hocamız Amerikalı Boyd Suguki oldu. G.A.E.: İkincisiyle birlikte ilk kursta öğrendiklerimizin çok kısıtlı olduğunu fark ettik. Ancak Petr Novotny’nin bize katkısı camı çok sevdirmesi oldu. Y.S.: Boyd ise çok sistematik bir hocaydı. Teknik öğretiyordu ve            Petr hocanın tam tersiydi. Her şeyi unutup, baştan başladık. O kursun sonuna geldiğimizde de, Gamze ile birlikte devam etme        kararı aldık. G.A.E.: Bu işe niyet edip, etrafında dönüp dururken, kardeşim Serkan Araz bize, ‘Bu kadar neşe ve sevgiyle yaptığınız bir uğraş keşfetmişsiniz, bunu iş olarak yapmalısınız’ dedi ve biz ihtiyacımızolan motivasyonu elde edip yola koyulduk. Başından bugüne tüm afiş, broşür ve kartlarımız dostumuz grafik tasarımcısı Gözde Oral’ın eseri ve hatta Camekan ismi bile. Bizim ondan tek istediğimiz ismimizin Türkçe olması ve kelimenin yaptığımız işi yansıtmasıydı. O arayışta Galata Kulesi’nin dibinde yürürken Camekan sokağını görünce bize önerdi ve böylelikle ismimizi de bulmuş olduk.

  Hobinizi işe dönüştürmeye karar verdiğinizde etrafınızın tepkisi nasıl oldu?  

 Y.S.: Bu süreçte ikimizin de arkadaşları müthiş destek oldu. İnanılmaz destektiler bize.. Buna ailelerimiz ve çocuklarımız da dahil. İkimizin de anne oluşu, beraberliğimizin en başından çok önemliydi. Çünkü annelik ve yaptığımız işi birlikte götürmek çok zordu. Bu bizim asıl mesleğimiz değil, aşkla yaptığımız bir uğraştı. Ama çocuklarımız, sonunda annelerimiz, bu işi yapıyor ve eve mutlu dönüyorlar çünkü severek yapıyorlar diyebildiler. Para kazanmaya çalıştığımızı ama bunu yaparken de mutlu olduğumuzu kavradılar. G.A.E.: Bu süreçle ilgili hep anlattığımız bir hikayemiz var: Camdan, kanatlar yapmaya başladığımızda, kanatları yaptıkça çevremizin fikrini alıyorduk. Önceleri biri, çok güzel bıyıklı bardak yapmışınız bir diğeri de kelebekli bardaklarınıza bayıldık diyor. Onlar kelebek ya da bıyık değil derken, kanat olduklarını anlatabilmek için iki yıl çalıştık. Artık herkes onların kanat olduğunu biliyor.

Projeleriniz ve sergilerinizin yanında MimarSinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde de dersler veriyorsunuz. Bu sıçrama nasıl oldu?

 Y.S.: Camın sıcaklığı ve akıcılığını insanlara öğretmek ve cam sevgisi aşılamak amacıyla Cam Ocağı Vakfı’nda yaptığımız ‘Camla Tanışma’ isimli eğitimler sonrasında üniversite yetkilileri bu eğitimi kendi öğrencilerine de vermemizi istediler. Gençlerle olma fikri çok hoşumuza gitti ve kabul ettiğimizden bugüne de 4 yıldır onlarla birlikteyiz. Öğrenciler başta vakfa geliyordu çünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde     bir sıcak cam atölyesi yoktu. Sonrasında bugün bizim de çalıştığımız atölye, bölüm İlhan Hasdemir yönetimindeyken üniversitede faaliyete geçirildi.

Ekip olmanın avantajlarından bahsedebilir misiniz?

 Biz konuşmadan senkronize hareket ediyoruz, akıyoruz adeta. Bunda birlikte eğitim  almış olmamızın büyük etkisi var. Biz çok şanslıyız. Takım arkadaşlığımız ve birlikte ürettiklerimiz kesinlikle leziz. Çizdiğin ve hayal ettiğinin peşinde iki kişi koşturmak çok zevkli; ikimiz çizdiğimiz hakkında aynı fikirde olmasak da sonuçta ortaya çıkan iş, ikimizin konuştuğundan farklı bambaşka ve bizi memnun eden bir işe dönüşebiliyor. Galata’daki showroom ne zamandır var? Beyoğlu, Kumbaracı yokuşu 42 numaralı bu mekana ilk gördüğümüz anda aşık olduk. Üç yılı aşkın süredir de burası bizim hem showroom’umuz, ofisimiz ve toplantı mekanımız. Mekan ve sokağımızın yüksek enerjisini çok seviyoruz.

 LAV hakkında izlenimleriniz…

 G.A.: Biz hiç endüstri tasarımı yapmadık ve stüdyo çamcılığı üzerine ilerledik. Camın daha sanatsal ve artistik kısmında kalıp bugüne kadar da endüstriye mesafeli durmuştuk. LAV’ı ilk reklam panolarındaki pespembe haliyle gördüğümde bende aşırı bir merak uyandırdığını itiraf etmeliyim. Bugüne geldiğimizde ise endüstriyel tarafa doğru ilk adımı atarak, LAV ile ortak bir proje yürütüyor olmamız bizi çok heyecanlandırıyor

 


BU İÇERİKTE KULLANILAN ÜRÜNLER

SOSYAL MEDYADA LAV
/lavturkiye
YENİLİKLERDEN HABERDAR OLUN
Copyright @2017 Gürok Turizm ve Madencilik A.Ş
Bu site ESKİMO web araçları kullanılarak hazırlanmıştır.